Kişiye Özel A-List İşlemeli & Sanduka Örtüsü

Kabrinin toprağını koklayan kimseye ne olur? 
Ona ömür boyunca miskü-anber gibi güzel koku koklamamak lazım gelir.
Benim üzerime öyle musibetler döküldü ki, onlar gündüzlerin üzerine dökülselerdi, 
belki gece olurlardı”(Kastallanî, Mevâhibü’l-Ledünniye, Mısır 1281, II, 501).
Ziyaret olunan mezar, Müslümanlardan, büyük âlim, velî, hükümdar, hükümdar zevcesi ve çocukları, 
emir, vezir ve komutanların kabirleri üzerine inşa edilmiş, üzerleri özellikle kubbelerle örtülü bina.
Müslüman olmayanların kabirleri üzerine yapılmış binalara türbe denilmiş. 
İslâm büyüklerinin üstü açık olan mezarlarına da onlara hürmeten türbe denir. 
İran ve Azerbaycan’da türbeye,sonundaki tâyı telaffuz ederek “türbet” derler. 

Hz. Fatıma (r.a) babasının (s.a.s) mezarını ziyaret ederken şöyle demişti:
eya çuha kaplı tahtadan yapılan mezar üstü. 
Türbelerin içindeki mezarların üzerine tahtadan bir sandık yapılır, 
üzeri yeşil çuha ile örtülürdü.Sandukaların üst tarafı bazı yerlerde balık sırtı; 
bazı yerlerde ise iki taraftan darlaşarak birleştirilmiş şekilde yapılır,
üzerine puşide denilen sade veya sırma işlemeli bir örtü örtülürdü.
Kadınların sandukaları düz olarak yapılmaktaydı. 
Erkek sandukalarının baş tarafına bir ağaç konarak üzerine kavuk, taç, 
sikke gibi, ölenin sağlığında giydiği başlıklar konulurdu.
Baş tarafında bulunan taşın üzerinde bir kitabe yer alırdı.
Müslümanlar arasında mezarların üzerinde sanduka yapma geleneği Emeviler döneminde başlamıştır.
Rasûlüllah (s.a.s)‘in mezarın şekli hakkında ortaya koymuş olduğu pratik sünneti de mezarların şeklini açıkça belirlemektedir. 
Buna göre kabir, kazılırken çıkan toprakla kapatılır,üzeri deve hörgücü şeklinde yerden bir karış yükseklikte olmak üzere düzeltilir.
Kabrin baş tarafına bir taş konması ve üzerine sadece kabirde kimin bulunduğunu belirtenbir yazının yazılmasında sakınca yoktur. 
Rasûlüllah (s.a.s); Osman b. Ma’zun’u defnettiği zaman bir taşı kabrin baş ucunâ koymuş ve;
“Bununla kardeşimin kabrini tanıyacağım ve ailemden vefat edeni bunun yanına defnedeceğim“demiştir (İbn Abidin, III, 238).